Omurilik Tümörleri

Omurilik Tümörleri

Omurilik tümörleri omurga tümörlerinden tamamen farklı bir gruptur ve sadece beyin cerrahinin uzmanlık alanına girer. Omurilik zarından, sinir kılıfından ya da omuriliği oluşturan sinirlerden kaynaklanırlar. Bu tümörlerde ağrı nispeten daha az görülür ve daha hafiftir. Ancak hemen yanındaki omurilik ve sinirlere baskı yaptığında uyuşukluk, kuvvetsizlik gibi şikâyetleri oluşturma riskleri çok daha fazladır.

MR incelemesi ile tanı konulduklarında tedavisi ameliyattır. Omurilik zarından ya da sinir kılıfından kaynaklanan (genellikle menenjiom ve schwannoma) tümörler iyi huyludur ve tümörün tamamen temizlenmesi mikrocerrahi tekniği ile mümkün olmaktadır. Omuriliğin tam içinde olan tümörlerin (genellikle astrositom ve ependimom) cerrahisi biraz daha kritiktir.

Mikrocerrahideki gelişmeler ile ve “Nöromonitörizasyon” olarak adlandırılan ameliyat anında hastanın sinir fonksiyonlarının takip edilmesine olanak veren yardımcı cihaz ile bu ameliyatlar riski en aza indirerek yapılmaktadır. Bazı hastalarda ise tümörün tamamen çıkarılması çok riskli olabilir ve sadece parça (biyopsi) alınıp tümörün adı konulduktan sonra diğer tedavi yöntemlerine başvurulabilir.

İyi huylu olan menenjiom ve scwannomda cerrahi tedavi ile tümörün tam çıkarılması yeterlidir ve ek tedavilere ihtiyaç yoktur. Omuriliğin içinden kaynaklanan tümörlerde ise tümörün dercesine göre tedaviye radyoterapi eklenebilir.

Yard. Doç. Dr. Mustafa Akgün
WhatsApp iletişimi için buradan bağlantı kurabilirsiniz.
MR, CD göndermek için mail (drmustafaakgun@gmail.com) atabilirsiniz.

Medikal ağrı tedavilerimizle ilgili burayı tıklayarak detaylı bilgi alabilir, aklınıza takılan soruları bize iletmek için sosyal medya hesaplarımızı (Facebook, Instagram) ya da Whatsapp iletişim hattımızı kullanabilirsiniz.

Medikal Ağrı tedavileri

Acısız, uzun süre etkili, uygulamayı müteakip etki eden uygulamalardır. Tedavi sağlayan ağrı tedavileri eldeki gerekli uzmanlık bilgisi ve uygun teknik donanıma sahip olmayı gerekir. Konuya ilişkin lütfen sadece uzman hekimlerden destek alınız.

Bel ağrısı tedavisinde kullandığımız enjeksiyonlar

  • Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar.
  • Sinir kökü blokları.
  • Faset eklem enjeksiyonları.
  • Sakroiliak eklem enjeksiyonları.

Bel ağrısı tedavisinde en çok uygulanan enjeksiyon yöntemi tüm dünyada olduğu gibi epidural ve transforaminal enjeksiyonlardır. Epidural enjeksiyon, güçlü yangı giderici etkileri olan ilaçların omurga kanalı içine uygulanmasıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

Bel ağrısı tedavisi ile ilgili yazımızın tamamını okumak için burayı kullanabilirsiniz.

Kriyocerrahi Teknolojisi

Bu prosedürün en önemli avantajlarından birisi ağrı ve kanamaların oldukça az olduğu invaziv olmayan bir işlem olmasıdır. Normal ameliyata giremeyecek kişiler ve yaşlılar için oldukça elverişli bir teknik olan Kriyocerrahi sırasında tümörlü doku etrafındaki sağlıklı hücre ve dokulara diğer yöntemlere oranla daha az zarar gelir. Günümüzde Kriyocerrahi birçok kanser türünün tedavisinde kullanılmaktadır.

Kriyocerrahi ve ağrı tedavileri ile ilgili yazımızın devamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Faset Eklem Enjeksiyonu

Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için). Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antiinflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından mustaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir.

Faset Eklem Enjeksiyonu ile ilgili detaylara alttaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Proloterapi ve PRP

Proloterapi ve PRP Rejeneratif Tedavi yöntemlerindendir. Proloterapide uygulanan indüktif maddeler ise hipertonik solüsyonlardır. Bu hipertonik solüsyonlar uygulandıkları bölgede yine Büyüme Faktörlerinin (Growth Faktör) artmasına yol açar. Uygulamayı takiben vücut savunma mekanizmaları uygulama yerinde bir hastalanma veya yaralanma olduğunu algılayarak hızlı bir şekilde tamir etme yollarını harekete geçirir. Elde edilen sonuç ise beklenenden de daha iyidir.