Proloterapi

Proloterapi

Proloterapi Nedir?

Proloterapi, proliferatif ve irritan hipertonik solisyonların vücuda enjekte edilmesi o bölgede edinsel oluşan enflemasyona karşı vücudun iyileştirici bir savunması esasına dayanır. Enjeksiyonlar, genellikle zedelenmiş,arızalanmış, aşınmış, orijinal yapısı bozulmuş tendon, ligament ve eklemlere yapılır.

Böylece eklem, tendon ve kas ağrıları ve ağrıya neden olan bozuk yapı tedavi edilir. Enjekte edilen proliferatif maddeler eklemde, tendonların kaslarla birleşme noktalarında ve kasların kemiğe yapışma yerlerinde, fibro-osseöz bileşkede (enthesis) inflamatuar(yangı) bir süreç başlatır. Bu inflamasyon tamir mekanizmasını tetikler, gerek kıkırdak dokusunda gerekse kollagen fibrillerin oluşmasında ve tamirinde yeni bir süreç başlar. Ortalama üç hafta süren inflamasyon sonucunda hastada klinik düzelme başlar.

Amaç sadece AĞRI’ nın geçmesi değil, Ağrıya neden olan PATOLOJİNİN düzelmesidir.

Artrozlarda, eklem stabile sorunlarında,boyun fıtığında, bel fıtığında, avasküler nekrozlarda, epikondilitte, (tensçi,golfçu dirseği gibi), topuk dikeninde, eklem kireçlenmelerinde, geçmeyen boyun, sırt, bel ağrılarında, ameliyat kararı vermeden düşünülmesi gereken bir tedavi şeklidir, ayrıca ameliyat sonrası ağrılarda çok etkili bir uygulamadır.

Gonartroz Nedir?

Gonartroz, diz ekleminde oluşan kıkırdak hasarlanmasına verilen addır. Halk arasında kireçlenme olarak bilinir ancak sanıldığı gibi bir birikme değil, tam tersine kıkırdak dokunun kaybı söz konusudur.

Artroz sözcüğü, artro (eklem) ve oz (hastalık) sözcüklerinin birleşmesinden ortaya çıkmış olup Türkçe karşılığı eklem hastalığıdır. Gonartroz, diz eklemi artrozudur (hastalığı). Kalça eklemi artrozunda koksartroz, omurga eklemlerinin artrozuna spondiloartroz adı verilir.

Diz içi Enjeksiyonların Etkisi

Gonartrozda diz içine değişik ilaçlar verilebilir. Uygun şekilde yapıldığında sıklıkla can acıtıcı bir uygulama değildir. Enjeksiyondan önce lokal anestezi yapmaya gerek yoktur.

Diz içine enjeksiyonla verilebilen maddeler genel olarak kortikosteroidler (kortizon) ve kıkırdak koruyucu ajan adı da verilen hyalüronik asittir.

Kortikosteroidler, ağrı kesici ve inflamasyonu azaltıcı etkileri ile uzun zamandır tedavide kullanılmaktadır. Ancak etki süreleri kısadır ve tekrarlayan dozlarda kullanılmaları, özellikle nispeten erken gonartroz olgularında önerilmemektedir. Daha çok ileri evre olup ta ameliyat olmak istemeyen veya olamayan hastalarda uygulanmaktadır. Etkin bir ağrı kesici olmalarına rağmen literatürde eklem kıkırdağında kalıcı hasara yol açtığını gösteren bilgiler vardır.

Hyalüronik asit, eklem kıkırdağında doğal olarak bulunan bir maddedir. Diz eklemi sıvısının kayganlığını sağlar ve kıkırdak hücrelerini koruyucu etkisi vardır. Gonartrozda, haylüronik asit eksikliği ortaya çıkar. 1980’li yılların sonundan bu yana dünyada kullanılan bir madde olup halk arasında horoz ibiği olarak bilinir. Gerçekten de dünyada ilk kez horoz ibiğinden elde edilen hyalüronik asit, daha sonraki yıllarda bakteriyel fermentasyon yoluyla da elde edilebilir hale gelmiştir.

Eklem içine enjekte edilen hyalüronik asitin esas etkisi, ağrı kesmek değildir. Doğrudan değil ama dolaylı yoldan ağrı kesici etki gösterebilir. Esas etkisi, eklemde eksilen hyalüronik asidin yerine konularak eklem kayganlığını sağlamak ve kıkırdağın dayanıklılığını artırmaktır.

Hyalüronik asit enjeksiyonları, piyasada değişik isimlerle bulunmaktadır. Bunların bazıları, 6 aylık süre için haftada bir üç kez, bazıları 6 ayda bir tek enjeksiyon, bazıları da yılda tek enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. Etki mekanizmaları farklı değildir. Ülkemizde, yaklaşık 3 yıldır SGK güvencesinden çıkarılmıştır.

PROLOTERAPİ ve PRP’nin Gonartroz Tedavisindeki Yeri Nedir?

Son zamanlarda PRP (Platelet Rich Plazma = Plateletten Zengin Plazma) ve Proloterapinin gonartroz tedavisindeki yerinden çok sık bahsedilmeye başlanmıştır. Bu her iki tedavi yöntemi tek başlarına bazen de kombine edilerek kullanılmaktadır.

PRP Açılımı: Plazmadan Zengin Plazma, hastadan alınan 10 cc kanın santrfüj edilerek özel filtreli bir sistemden geçirilerek sadece plateletlerin olduğu bir plazma ayırd edilir. Bu madde otolog bir madde olup hastanın hastalıklı bölgesine enjekte edildikten sonra çalışmaya başlar. Çalışması ise, plateletten açığa çıkan Büyüme Fakörleri (Growth Factor) etkisiyle olur. Biz tedavilerimizde Konsantre Growth Faktör kullanmayı tercih etmekteyiz. Daha konsantre plateletten zengin bir plazma kullanmaktayız. Bu maddeler hasarlı dokuda iyileşme süreçlerini hızlandırır. Her türlü fibroblast ve kondrosit aktivitesini indükleyerek rejenerasyonu başlatır. Tamamen bilimsel bir yöntem olan PRP veya Konsantre Growth Faktör uygulamalarımızı Proloterapi ile beraber veya Ozon Terapi ile dönüşümlü olarak uygulamaktayız. PRP Proloterapi gibi Rejeneratif Tedavi yöntemlerindendir.

Proloterapi Açılımı: Proloterapi de PRP gibi Rejeneratif Tedavi yöntemlerindendir. Proloterapide uygulanan indüktif maddeler ise hipertonik solüsyonlardır. Bu hipertonik solüsyonlar uygulandıkları bölgede yine Büyüme Faktörlerinin (Growth Faktör) artmasına yol açar. Uygulamayı takiben vücut savunma mekanizmaları uygulama yerinde bir hastalık veya yaralanma olduğunu algılayarak hızlı bir şekilde tamir etme yollarını harekete geçirir. Elde edilen sonuç ise beklenenden de daha iyidir. Proloterapi PRP ile kombine edildiğinde ise birbirlerinin etkisini potansiyalize ederek etki ederler. PRP ve Proloterapi uygulamaları neticesinde rejeneratif etkileri rahatlıkla görebilmekteyiz.

Yard. Doç. Dr. Mustafa Akgün
WhatsApp iletişimi için buradan bağlantı kurabilirsiniz.
MR, CD göndermek için mail (drmustafaakgun@gmail.com) atabilirsiniz.

Medikal ağrı tedavilerimizle ilgili burayı tıklayarak detaylı bilgi alabilir, aklınıza takılan soruları bize iletmek için sosyal medya hesaplarımızı (Facebook, Instagram) ya da Whatsapp iletişim hattımızı kullanabilirsiniz.

Medikal Ağrı tedavileri

Acısız, uzun süre etkili, uygulamayı müteakip etki eden uygulamalardır. Tedavi sağlayan ağrı tedavileri eldeki gerekli uzmanlık bilgisi ve uygun teknik donanıma sahip olmayı gerekir. Konuya ilişkin lütfen sadece uzman hekimlerden destek alınız.

Bel ağrısı tedavisinde kullandığımız enjeksiyonlar

  • Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar.
  • Sinir kökü blokları.
  • Faset eklem enjeksiyonları.
  • Sakroiliak eklem enjeksiyonları.

Bel ağrısı tedavisinde en çok uygulanan enjeksiyon yöntemi tüm dünyada olduğu gibi epidural ve transforaminal enjeksiyonlardır. Epidural enjeksiyon, güçlü yangı giderici etkileri olan ilaçların omurga kanalı içine uygulanmasıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

Bel ağrısı tedavisi ile ilgili yazımızın tamamını okumak için burayı kullanabilirsiniz.

Kriyocerrahi Teknolojisi

Bu prosedürün en önemli avantajlarından birisi ağrı ve kanamaların oldukça az olduğu invaziv olmayan bir işlem olmasıdır. Normal ameliyata giremeyecek kişiler ve yaşlılar için oldukça elverişli bir teknik olan Kriyocerrahi sırasında tümörlü doku etrafındaki sağlıklı hücre ve dokulara diğer yöntemlere oranla daha az zarar gelir. Günümüzde Kriyocerrahi birçok kanser türünün tedavisinde kullanılmaktadır.

Kriyocerrahi ve ağrı tedavileri ile ilgili yazımızın devamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Faset Eklem Enjeksiyonu

Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için). Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antiinflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından mustaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir.

Faset Eklem Enjeksiyonu ile ilgili detaylara alttaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Proloterapi ve PRP

Proloterapi ve PRP Rejeneratif Tedavi yöntemlerindendir. Proloterapide uygulanan indüktif maddeler ise hipertonik solüsyonlardır. Bu hipertonik solüsyonlar uygulandıkları bölgede yine Büyüme Faktörlerinin (Growth Faktör) artmasına yol açar. Uygulamayı takiben vücut savunma mekanizmaları uygulama yerinde bir hastalanma veya yaralanma olduğunu algılayarak hızlı bir şekilde tamir etme yollarını harekete geçirir. Elde edilen sonuç ise beklenenden de daha iyidir.